Nasıl görürüz?

Görebilmemiz için ortamda ışık bulunmalıdır. Başta güneş olmak üzere, çeşitli kaynaklardan çıkan ışık etrafımızdaki nesnelerin yüzeyinden farklı şiddet, biçim ve renklerde yansır. “Görme” duyumuz cisimlerden yansıyan ışığın gözlerimizdeki duyu hücrelerini uyarması ve oluşan sinyallerin beynimizdeki görme merkezinde yorumlanmasından ibarettir. İlk bakışta basit gibi görünen bu mekanizma aslında oldukça gelişmiş ve hassas bir süreçtir.

Işık Olmazsa Olmaz!

Etrafımızdaki cisimleri görebilmemiz için ortamda bir ışık kaynağının bulunması zorunludur. Bir cismin görme duyumuzla algıladığımız özellikleri, aslında ondan yansıyan ışığın özellikleridir. Kırmızı bir cisim yalnızca kırmızı dalga boyundaki ışın demetlerini geri yansıtır. Bu nedenle biz o cismi kırmızı olarak görürüz. Yeşil renkli bir yaprak güneşten gelen ve her renk dalga boyundaki ışık demetleri içinden yalnızca yeşil dalga boyunda olanları yansıtır ve böylece biz onu yeşil renkte algılarız. Saydam cisimleri, örneğin camı renksiz algılarız, çünkü bunlar ışığı hemen hemen hiç yansıtmazlar. Yüzeylerine çarpan ışığı olduğu gibi arkalarına geçirirler.
Cisimlerin rengi gibi şekillerini, boyutlarını ve konumlarını da, yüzeylerinden yansıyarak gözümüze giren ışın demetlerinin beynimizde oluşturduğu görüntüye göre tarif ederiz.
Kısaca, görebilmemiz için ilk ve en önemli şart ortamda ışığın bulunmasıdır. Işığın olmadığı bir ortamda görüntü de olamaz.

Gözümüz Ne İş Yapar?

Gözümüzün görevi bir cisimden yansıyan ışık demetlerini tek bir noktada odaklamak ve bunların gözün arka iç yüzeyinde bulunan sinir hücrelerini uyarmasını sağlamaktır. Uyarılan sinir hücrelerinde oluşan elektriksel akım görme siniri (optik sinir) yoluyla beyne ulaştırılır. Örneğin, gözünüz şu anda bakmakta olduğunuz monitörün görüntüsünü gözünüzün arka kısmında, yaklaşık 0,5 mm (500 mikron) çapındaki bir alanda odaklamaktadır. Bu çok küçük alanda aralıksız dizilmiş, mikroskopla dahi görülemeyecek kadar küçük, ışığa karşı çok hassas, milyonlarca sinir hücresi bulunur. Bu sinir hücrelerine fotoreseptör adı verilir. Cisimlerin küçültülmüş görüntülerinin çok net biçimde bu hücrelerin üzerine düşmesi gözümüzün ön kısmında yer alan ve göze giren ışığı kıran iki adet saydam tabaka sayesinde olur. Kornea ve lens (göz merceği) gözün kırıcı ortamını oluşturur.
Kornea, gözün en ön kısmında yer alan, yuvarlak, şeffaf, yaklaşık 0,5 mm kalınlığındaki dışbükey tabakadır. Korneanın arkasında iris bulunur. İrisin görevi gözün içine girecek ışık miktarını ayarlamaktır. Bu, aynı zamanda gözlere rengini veren dokudur. İrisin arkasında yaklaşık 5 mm kalınlığındaki lens (göz merceği) bulunur. Kornea ve lensten kırılarak geçen ışınlar gözün arka kısmında, fotoreseptörlerin bulunduğu retina tabakası üzerinde odaklanırlar.
theeye_675
Retina göz küresinin arka-iç yüzeyini boydan boya kaplayan ve ışık algılayıcı sinir hücrelerini (fotoreseptörler) barındıran, yaklaşık milimetrenin beşte biri kalınlıkta bir zardır. Retinanın ışığa en hassas bölgesi tam merkezdeki maküla (sarı nokta) bölgesidir. Burası fotoreseptörlerin en yoğun olarak dizildiği bölgedir.

Işık Nasıl Elektriğe Dönüşür?

Işık demetleri foton olarak adlandırılan parçacıklardan oluşur. Fotonlar retinada bulunan ışık algılayıcı hücrelere çarptıklarında bu hücrelerde birtakım kimyasal reaksiyonları başlatır ve bu reaksiyonlar sonucunda elektriksel sinir iletisi oluşur. Bu ileti elektrik kablolarından geçen akım gibi, görme siniri (optik sinir) yoluyla beyne iletilir. Şüphesiz bu reaksiyonun ürettiği elektriksel akım evimizde kullandığımız elektrik akımından yüz binlerce kat daha zayıftır.

Göz Görmez, Beyin Görür!

Her iki gözden birer adet görme siniri (optik sinir) çıkar. İki gözde oluşan sinir iletileri, sağ ve sol optik sinirlerin içinden beyindeki görme korteksine kadar ulaşan bir yol izlerler. Görme korteksi beynimizin en arka bölgesindedir. Görme sinyalleri buraya ulaşıncaya dek uzun ve karmaşık bir yol izlerler. Bu yol boyunca sinir lifleri arasında çeşitli çaprazlaşmalar, bölünmeler ve gruplaşmalar oluşur. Son nokta olan görme korteksinde, cisme farklı açılardan bakan sağ ve sol gözlerden gelen farklı sinir iletileri birleştirilir, yorumlanır ve bakılan cismin üç boyutlu, yani derinlikli görüntüsü oluşturulur. “Görmek” aslında beyin korteksimizde gerçekleşen, mekanizmasını hala tam olarak anlayamadığımız karmaşık bir yorumlama işlemidir.


Comments are closed.

• Bu yazı 19 Mayıs 2019 tarihinde güncellenmiştir.